• Basel

    [...]Basel de tıpkı diğer pek çok İsviçre şehri gibi nehir kıyısına kurulu.... Şehirden geçen nehir ise "Rhin Nehri", yani Türkçe'de bilinen adıyla Ren Nehri. Nehir üzerinde çok hoş, tarihi bir köprü bulunmaktaydı. Tabii ki hemen fotoğrafladık :)[...]

  • Paris Güncesi

    [...]Ve iste Paris'in en bilinen simgesi. Yani Eyfel Kulesi. Eh Paris'e gidip Eyfel'e çıkmadan, fotoğrafını çekmeden olmazdı:) Eyfel'e çıkmak için yaklaşık olarak 2 saat kuyruk bekledik. Ama buna değdi. Pek çok internet sitesinde ve turist kitaplarinda da yazdığı üzere gerçekten de ikinci kattan manzara daha güzel; ama oraya kadar çıkmışken 3. kata kadar da gidin derim. Zaten 3'e çıkabilmek için 2. katta asansör değiştirmeniz gerekiyor :)[...]

  • Le Havre - Etretat - Fécamp

    [...]Sahile varınca Monet'nin de tablolarına konu olan falezlerle karşılaşıyorsunuz. Bir an için nerede olduğunuzu kavramaya çalışıyorsunuz, Fransa? Normandiya? Yok yok Irlanda? Yeşil ve denize dik inen falezler deyince aklıma ilk Irlanda gelirdi, artık zihnimde oluşan görüntü tamamen değişti. [...]

  • Lyon'da Işık Festivali (Fêtes des Lumières)

    [...] "Eee peki saat 16:00 - 17:00 olunca ne oluyor?" diye soracaksiniz haklı olarak. Öncelikle pencerelerde yanan mumlar dikkatinizi çekecek. Hemen her pencerenin önünde 3-5 mum. Böylece herkes festivalin ruhuna katkı sağlamış oluyor.[...]

15 Kasım 2017 Çarşamba

yurtdisinda dogan bebegin italyan vatandasligina kaydi - italyan pasaportu
Yazımın hemen başında belirtmek isterim ki aşağıda yazacaklarım genel olarak ebeveynlerinden biri İtalyan olan ve İtalya dışında doğan bir bebeğin nasıl İtalyan vatandaşlığına kaydettirileceği üzerinedir. İtalya’da doğan çocuklar için farklı bir prosedür işliyor olabilir.

Bir süre önce bebeğimiz Finlandiya’da hayata gözlerini açtı. Doğal olarak biz de kendisini hem Türk hem de İtalyan vatandaşlığına (babası İtalyan) yazdırmak için kolları sıvadık.

Yaptıklarımızı Finlandiya şartlarında anlatacağım, belki sizin bulunduğunuz ülkedeki bürokratik işlemler farklı işliyor olabilir, ancak yazacaklarımın İtalyan bürokrasisinin genel olarak nasıl işlediği hakkında bir fikir vereceğini sanıyorum.

Finlandiya’da, hastaneden çıkarken bebeğiniz için bir doğum belgesi düzenlenecek, bu doğum belgesini alıp öncelikle Maistraati’ye gitmeniz gerekiyor. Maistraati noterlik işlemler, kayıt, apostil gibi işlerin yapıldığı bir nevi yerel kayıt bürosu. Hastaneden aldığınız belgeyi buraya verip karşılığında resmi, apostilli bir doğum kayıt örneği alıyorsunuz. Bu noktada dikkat etmeniz gereken sanırım doğum kayıt örneğini bulunduğunuz ülkenin resmi dilinde almanız! Biz Maistraati’ye gittiğimizde, dilersek kaydı İtalyanca (İtalyan makamlarına verilmek üzere) ve İngilizce (Türk makamlarına verilmek üzere) olarak, iki nüsha düzenleyebileceklerini söylediler. Biz de seve seve kabul ettik, çünkü aksi takdirde belgeyi Finceden çevirtmemiz gerekecekti.

8 Kasım 2017 Çarşamba

finlandiya - helsinki - yurtdisinda dogum gebelik hamilelik
Bu haftaki yazımda Finlandiya’da hamilelik sürecini geçirme ve doğum yapma hakkındaki deneyimlerimi paylaşacağım.

Öncelikle Finlandiya’daki bir devlet hastanesinde doğum yapabilmek, ücretsiz muayenelerden yararlanabilmek için Finlandiya sağlık sistemine (KELA) kayıt olmanız gerekmekte. Bu sisteme kayıt hakkında daha fazla bilgi almak için Finlandiya’da Sağlık Sistemi başlıklı bir önceki yazıma bakabilirsiniz. Eğer devletten yararlanmak istemiyorsanız veya yararlanamıyorsanız özel sağlık kuruluşları da bulunuyor elbette. Ancak Finlerin %90’ından fazlası devlet hastanelerinde doğum yapıyormuş, ben de oldukça memnun kaldım.

Gebeliği bildirme
Hamile olduğunuzu öğrendikten sonra (eczaneden alacağınız bir test ile genellikle doğru sonuç alabilirsiniz) yapmanız gereken bağlı bulunduğunuz Anne Çocuk sağlığı kliniğini (Maternity clinic/Neuvola) aramak. Genellikle bu klinikler bağlı bulunduğunuz hastanede oluyor. Hangi anne çocuk sağlığını kliniğine bağlı olduğunuzu sanırım buraya tıklayarak açılan haritadan görebilirsiniz.

1 Kasım 2017 Çarşamba

(Photo by: www.medisave.co.uk.)
Bu haftaki yazımda sizlerle Finlandiya’daki sağlık sisteminin nasıl işlediğini genel hatlarıyla paylaşmak istiyorum. Belki birilerine yararı dokunur.

Ülkede bulunduğumuz iki yılı aşkın süre boyunca bir takım hastalıklar yüzünden ve hamileliğim süresince pek çok kez Finlandiya sağlık sisteminden yararlandım. Öncelikle sisteme nasıl kayıt olacağınızdan başlayalım…

KELA Nedir?
Finlandiya’daki sosyal sağlık sisteminin adı KELA. Oturma izninizi aldıktan sonra genellikle vergi kaydınızı yaptırırken KELA’ya da başvuruyorsunuz. Kısacası KELA’dan yararlanabilmek için ülkede vergi veriyor olmanız gerekiyor (öğrenci iseniz farklı bir süreç işleyebilir ama KELA’dan yararlanabilirsiniz diye düşünüyorum). Eğer Finlandiya’da bir işte çalışacaksınız sisteme başvurmanız sorun olmayacaktır, ancak “eş” olarak karınız veya kocanızın yanında ülkeye geliyorsanız bazen bu sağlık sistemine başvururken zorluk çıkabiliyor.

25 Ekim 2017 Çarşamba

finlandiya annelik paketi maternity package
Paketin tamamını açtığınızda böyle bir görüntü oluşuyor.
Bu seferki yazımda, biraz da neden uzun süredir bloğa bir şeyler karalamadığımı açıklayacak kısa bir konu seçtim; Finlandiya’daki meşhur annelik paketi.

Sanırım İnternet sağ olsun bu paketi duymayan kalmamıştır. Ben yine de ilk elden gören biri olarak hem paketi hem de nasıl başvurulacağını açıklamak istedim.

Öncelikle paketin geçmişinden başlayalım.
Finlandiya’da annelik paketi 1938 yılında, ülkede bebek ölümlerindeki yüksek oran düşünülerek verilmeye başlanmış. En başta sadece düşük gelirli ailelere verilirken günümüzde her aile bunu talep edebiliyor (çocuk evlat edinen aileler de dâhil). Bu kararı alırken ilkelerinin “herkesin hayata eşit başlamayı hak ettiği” olduğunu söylüyorlar.

Kutunun içeriğindekiler genel olarak aynı kalmakla birlikte her yıl tasarımları değişiyormuş ve yılda 35.000 kutu dağıtılıyormuş. Bu arada dilerseniz kutuyu yatak olarak da kullanabiliyorsunuz :)

17 Ağustos 2017 Perşembe

fince ögrenmek - helsinki - finlandiya - gezi blog - seyahat blog
(photo by Dave_S. - flickr)
Bir şekilde yolunuz Helsinki’ye düştü ve bir süreliğine veya belki de ömrünüz boyunca burada kalacaksınız. Bu durumda aklınıza gelebilecek ilk sorulardan biri “Nerede Fince öğrenebilirim?” olacaktır. Fince öğrenebileceğiniz kurslara değineceğim, ancak bundan önce biraz “Helsinki’de Fince öğrenmek” konusunu açalım.

Eğer Helsinki’de sizi Fince öğrenmeye zorlayacak herhangi bir etmen yoksa, ne kadar hevesli olursanız olun, bir süre sonra Fince öğrenemediğinizi görebilirsiniz; çünkü buradaki herkes gencinden yaşlısına akıcı bir şekilde İngilizce konuşuyor. Şans eseri tamamı Finlerden oluşan bir masaya veya davete denk gelirseniz mesela, insanlar siz de katılın diye kendi aralarında bile sadece İngilizce konuşuyorlar. Finlerin çok yakın olmadıkları, soğuk insanlar oldukları söylenir ama aslında ben bu soğukluğun saygıdan ve utangaçlıktan kaynaklandığını düşünüyorum, neyse bu farklı bir blog konusu :)

Fince öğrenmenizi zorunlu kılacak şartların bir kısmını sanırım şöyle sıralayabiliriz:
- Lisans eğitiminiz (lisansta dersler İngilizce olmuyor, ancak sonrasında, lisansüstü eğitimde sınıfta biri kişi bile Fince konuşmuyorsa o dersi İngilizce yapıyorlar diye biliyorum),
- Çalıştığınız iş (Fince konuşmanızı gerektirmeyecek işler de mevcut olabilir tabii),
- Fin vatandaşlığına başvurmak istemeniz. 

9 Ağustos 2017 Çarşamba

Helsinki'de halı yıkama - Gezi blog, seyahat blog
İnsanlar güzel bir günde halılarını yıkayıp kuruturlarken
Helsinki’de görüp de şaşırdığım olaylardan biri ‘halı yıkama çılgınlığı’. Çılgınlık diyorum çünkü Helsinki’nin öyle garip bir havası var ki ne zaman açacak, ne zaman kapayacak bilemiyorsunuz ve genellikle de günler yağmur, çamur veya soğukla geçiyor.

Helsinki’de, binalardaki dairelerin çoğunda balkon bulunmuyor (eh zaten yıllık hava durumuna bakınca balkona pek de ihtiyaç duymadığınızı göreceksiniz). Bunun yerine ortak kat balkonları olabiliyor. Bu balkonları bir şeyler kurutmak veya halı, yorgan vb. silkelemek için kullanabiliyorsunuz. Olur da evinizdeki kilimi, halıyı yıkamak isterseniz sonrasında bu balkonları kullanabiliyorsunuz; ancak bana ilginç gelen nokta bu değil. İlginç olan, bu yıkama etkinliğinin deniz kıyısında da sürdürülmesi. 

21 Haziran 2017 Çarşamba


Prejama Şatosu, Ljubljana, Bled Gölü ve Vintgar Vadisinden sonra, Trieste’ye dönmeden önceki son durağımız olan Piran’a (İtalyanca: Pirano) geldik.

Adriyatik kıyısında bulunan bu şirin kasaba Slovenya’nın en turistik yerlerinden biri, nitekim bunu lokantalarda yükselen fiyatlardan da anlayabiliyorsunuz. Ancak endişelenmeyin, çünkü yine diğer büyük Avrupa şehirlerine kıyasla daha az ödeyip, daha kaliteli ve bol yemek yiyebiliyorsunuz.

Piran, Ljubljana’dan arabayla yaklaşık 1 saat sürüyor, Trieste’den ise, trafik yoksa 25 dakika kadar. Sanıyorum Triete’den gelirken otoyola girmenize gerek kalmıyor, o yüzden Ljubljana yazımda belirttiğim gibi bir otoyol etiketi almanıza gerek olmayabilir, ancak tam emin değilim yine de araştırın. 

14 Haziran 2017 Çarşamba


Slovenya gezimize Bled Gölü ve Vintgar Vadisi ile devam ediyorum.

Ljubljana’dangeçirdiğimiz bir günün ardından Trieste’ye dönmeden önce soluğu Slovenya’nın kuzeyinde kalan Bled Gölü’nde aldık.

Göle doğru yol alırken... :

Ljubljana – Bled Gölü arası arabayla yaklaşık olarak 40 dakika sürüyor. Gölün çevresinde arabayı park edebileceğiniz çeşitli otoparklar var. Bunların çoğu ücretli ancak biz şansa hemen merkez kısımda 1 saate kadar ücretsiz bir otopark bulduk (yokuştan inip göle yaklaşırken solda kalıyor, hatta koordinatlarını vermeye çalışayım :) 46°22'01.4"N 14°06'36.4"E). Park etmesi biraz zor bir otopark ancak bizim amacımız sadece gölün kıyısına inip fotoğraf çekmek olduğundan, çevrede çok uzun süre vakit geçirmeyeceğimizden işimizi fazla fazla gördü.