• Basel

    [...]Basel de tıpkı diğer pek çok İsviçre şehri gibi nehir kıyısına kurulu.... Şehirden geçen nehir ise "Rhin Nehri", yani Türkçe'de bilinen adıyla Ren Nehri. Nehir üzerinde çok hoş, tarihi bir köprü bulunmaktaydı. Tabii ki hemen fotoğrafladık :)[...]

  • Paris Güncesi

    [...]Ve iste Paris'in en bilinen simgesi. Yani Eyfel Kulesi. Eh Paris'e gidip Eyfel'e çıkmadan, fotoğrafını çekmeden olmazdı:) Eyfel'e çıkmak için yaklaşık olarak 2 saat kuyruk bekledik. Ama buna değdi. Pek çok internet sitesinde ve turist kitaplarinda da yazdığı üzere gerçekten de ikinci kattan manzara daha güzel; ama oraya kadar çıkmışken 3. kata kadar da gidin derim. Zaten 3'e çıkabilmek için 2. katta asansör değiştirmeniz gerekiyor :)[...]

  • Le Havre - Etretat - Fécamp

    [...]Sahile varınca Monet'nin de tablolarına konu olan falezlerle karşılaşıyorsunuz. Bir an için nerede olduğunuzu kavramaya çalışıyorsunuz, Fransa? Normandiya? Yok yok Irlanda? Yeşil ve denize dik inen falezler deyince aklıma ilk Irlanda gelirdi, artık zihnimde oluşan görüntü tamamen değişti. [...]

  • Lyon'da Işık Festivali (Fêtes des Lumières)

    [...] "Eee peki saat 16:00 - 17:00 olunca ne oluyor?" diye soracaksiniz haklı olarak. Öncelikle pencerelerde yanan mumlar dikkatinizi çekecek. Hemen her pencerenin önünde 3-5 mum. Böylece herkes festivalin ruhuna katkı sağlamış oluyor.[...]

28 Mart 2018 Çarşamba


inari, ivalo, Sevettijarvi, kuzey ışıkları, Aurora Borealis, Laponya, Finlandiya, gezi blog

Kuzey ışıklarının peşinde Laponya’ya yaptığımız gezinin notlarını aktarmaya devam ediyorum :) Bu sefer durağımız Sevettijärvi. Bu yazımın devamı ve öncesi niteliğinde olan diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz:
  • Kuzey Işıklarının Peşinde: Inari ve Ivalo
  • Kuzey Işıklarının Peşinde: Sevettijärvi (Şu anda okumakta olduğunuz yazı)
  • Kuzey Işıklarının Peşinde: Aurora Borealis
  • Kuzey Işıklarının Peşinde: Bøgoynes
  • Kuzey Işıklarının Peşinde: Kirkenes
  • Kuzey Işıkları / Aurora Borealis Nasıl Fotoğraflanır?

(Yazın Laponya’nın güney noktalarında kalan Kittilä ve Rovaniemi’ye yaptığımız seyahatler içinse işi şöyle alabilirim.)

Ivalo’da uçaktan indikten sonra kiraladığımız arabayla Inari üzerinden Sevettijärvi’ye yaklaşık olarak 2 saatte ulaştık. Arabayı hem buzda kayabileceğimizi düşünerek, hem de rengeyikleriyle karşılaşma riskine karşı hız limitlerinin altında sürdük, ancak öyle kağnı hızında da gitmemize gerek kalmadı. Yollar gayet temizdi ve kiraladığımız küçük araba da beklediğimizden daha iyi bir performans gösterdi.

21 Mart 2018 Çarşamba


inari, ivalo, Sevettijarvi, kuzey ışıkları, Aurora Borealis, Bøgoynes, Kirkenes, Laponya, Finlandiya, Helsinki, gezi blog, seyahat blog, bebekle gezmek,
Bu sefer sizlerle, Laponya'ya kuzey ışıklarını görmek için yaptığımız gezi hakkındaki notlarımı paylaşmak istiyorum. Gezimiz yaklaşık bir hafta sürdüğü için gezdiğimiz her bir yeri yeni bir yazıyla anlatmanın okumayı da kolaylaştıracağını düşündüm. Bu ilk yazım Inari ve Ivalo üzerine olacak. Diğer başlıkları da aşağıda görebilirsiniz, yayımladıkça bağlantılar açılacak.

  • Kuzey Işıklarının Peşinde: Inari ve Ivalo (Şu anda okumakta olduğunuz yazı)
  • Kuzey Işıklarının Peşinde: Sevettijärvi
  • Kuzey Işıklarının Peşinde: Aurora Borealis
  • Kuzey Işıklarının Peşinde: Bøgoynes
  • Kuzey Işıklarının Peşinde: Kirkenes
  • Kuzey Işıkları / Aurora Borealis Nasıl Fotoğraflanır?
(Yazın Laponya’nın güney noktalarında kalan Kittilä ve Rovaniemi’ye yaptığımız seyahatler içinse işi şöyle alabilirim.)

Yazı dizimin başlığından da anlayacağınız üzere Laponya gezimizin amacı kuzey ışıklarını görmekti (merak edenler için şimdiden söyleyeyim, amacımıza ulaştık :) ). Bu amacımızı gerçekleştirebilmek için de Finlandiya'nın en kuzey bölgesi olan Inari'yi ziyaret etmeye karar verdik.

inari, ivalo, Sevettijarvi, kuzey ışıkları, Aurora Borealis, Bøgoynes, Kirkenes, Laponya, Finlandiya, Helsinki, gezi blog, seyahat blog, bebekle gezmek,
Inari'den kareler...
inari, ivalo, Sevettijarvi, kuzey ışıkları, Aurora Borealis, Bøgoynes, Kirkenes, Laponya, Finlandiya, Helsinki, gezi blog, seyahat blog, bebekle gezmek,

Inari, Finlandiya’nın alan olarak en büyük bölgesi; ancak nüfus olarak sıralamada en sonda yer alıyor. Bölgede dört resmi dil konuşuluyor bunlar; Inari Samice, Kuzey Lapça, Skolt Samice ve tabii ki Fince (Bu arada sanırım Samice için Laponca da deniyor).

21 Şubat 2018 Çarşamba

Befana Nedir?

21 Şubat 2018 Çarşamba - Hiç yorum yapılmamış
Befana kostümü giymiş insanlar (fotoğraf flickr: Eleonora Gianinetto)
İtalya’daki meşhur kutlamalardan biri de Befana’dır. Befana da tıpkı Santa Lucia gibi çocuklara hediyeler, şekerlemeler getirir, ancak kendisi bir azize değil, cadıdır. Yine Santa Lucia anlatısında olduğu gibi Befana da elbette iyi, uslu çocuklara hediyeler getirirken, yaramaz çocuklara sadece kömür bırakır. 

14 Şubat 2018 Çarşamba

(Fotoğraf: Wikipedia.it - Di Serse82 )
Santa Lucia Hıristiyan geleneğindeki azizelerden biridir. Pek çok farklı ülkede adına kutlamalar yapılır. Bunların en bilinenleri kuzey ülkeleri ve İtalya’da yapılan kutlamalardır. Santa Lucia ışık azizesidir, adındaki “Luc” kökünün kökeni Latince Lux, yani ışık sözcüğüne dayanır. Bazı anlatılara göre (özellikle İtalya’da) Santa Lucia kördür, gözleri oyulmuştur, o yüzden de âmâların da azizesi sayılır.

Her aziz ve azizede olduğu üzere, Santa Lucia’nın da bir günü vardır; 13 Aralık. 

7 Şubat 2018 Çarşamba


Evet yanlış okumadınız Marostica kasabası gerçek insanlarla oynan dev satrancıyla biliniyor. Ne yazık ki bizim ziyaret ettiğimiz dönemde bu oyun oynanmıyor idiyse de meraklılar için her iki yılda bir (çift yıllarda), eylül ayının sonunda bir satranç turnuvası gerçekleştiriliyormuş. Üstelik izlemek isteyenler için platformlar da kuruluyormuş.

31 Ocak 2018 Çarşamba

Bebekle Uçak Seyahati

31 Ocak 2018 Çarşamba - 2 yorum
Bugün, yerinde duramayan veya zorunlu olarak yeni doğan bebeğiyle uçağa binmek durumunda kalan ebeveynler için bir yazı paylaşmak istiyorum.

Daha bebeğimiz doğmadan kara kara “Acaba uçakta nasıl seyahat edeceğiz? Edebilecek miyiz?” diye düşünmeye ve araştırmaya başlamıştım. Ancak pek de yolculuğun düzenlenmesine yönelik bilgiler göremedim internette. O yüzden ilk uçak yolculuğu deneyimimizden sonra, ben de bir yazı kaleme almak istedim. Bu yazıyı yolculuktan önce aklıma gelen sorular üzerine kurmaya karar verdim, o yüzden soru-cevap şeklinde bir yazı okuyacaksınız. Sizin de aklınızda olan sorular varsa aşağıya yorum olarak bırakabilirsiniz, bilgim dâhilinde yanıtlamaya çalışırım.

Şimdiden herkese iyi yolculuklar :)

Bebeğim ne zaman uçağa binmeye başlayabilir?
Havayoluna göre değişmekle birlikte gördüğüm kadarıyla ilk 1-2 haftadan sonra herhangi bir kısıtlama bulunmuyor.

24 Ocak 2018 Çarşamba

Bassano del grappa - italya - seyahat gezi

İtalya’nın özellikle Veneto bölgesini (Verona, Padova, Venedik gibi şehirleri içine alan bölge) ziyaret etmekteyseniz ve vaktiniz de varsa size gezmeniz için önerebileceğim yerlerin başında Bassano del Grappa geliyor. Arabayla uzaklıklar ise şöyle; Verona’dan 2 saat, Padova’dan 1 saat, Vicenza’dan 40dakika.

Bu küçük ama şirin kasabanın adında İtalya’nın meşhur ağır içkilerinden ‘grappa’ adının geçiyor olması elbette bir tesadüf değil. Grappa, üzümden üretilen ve türüne göre yüzde 35 ilâ 60 oranında alkol ihtiva eden bir içki. Grappa adı ise aslında kasabanın hemen yakınında bulunan Grappa Dağı’ndan geliyor. Özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında bu dağlarda İtalyan ve Avusturyalı askerler arasında önemli çatışmalar yaşanmış. Kasabanın adı da 1928’e kadar sadece “Bassano” iken sonrasında savaşta hayatını kaybeden askerin de anılması amacıyla “Bassano del Grappa” olmuş. Grapperia Nardini şehrin en eski ve İtalya'nın en bilinen grappacısı sanırım. Adıyla anılan grappaları var. Dükkanı hemen köprünün bir ucunda bulabilirsiniz.

20 Aralık 2017 Çarşamba

foto: Flickr: Torsten Mangner
Açıkçası bloğumu bir ‘annelik ve bebek’ bloğuna değiştirmeyi katiyen düşünmüyorum, ancak doğum ve lohusalık sürecinde yaşayıp da beni kısmen şaşırtan, yeni anneler/hamileler arasında pek de bilinmeyen birkaç gerçeği paylaşmadan geçmek istemedim. Özellikle doğumunu yurtdışında gerçekleştirecek annelerin benim durumumda kalabileceğini düşünerek de yazmak istedim bu yazıyı. Umarım birine yardımı dokunur :)

  • Doğum sancıları sanıldığı gibi pek de düzenli değildir: Evet, doğum sancınız başladığında bunu büyük ihtimalle anlayacaksınız, o bakımdan bir sorun yok; ancak sanırım hamilelikte sürekli olarak “doğum sancılarını giderek artacak” gibi pek çok kalıp okuduğumdan olsa gerek, ben sancıların giderek sıklaşacağını düşünüyordum. Örneğin önce saatte bir, sonra on beş dakikada bir, sonra üç dakikada bir gelecek gibi… Ancak gerçek bundan farklı olabilir. Benim doğum sancılarım saatte birle başladı, sonra beş dakikada bire indi, sonra on dakikada bire çıktı, derken durdu, sonra üç dakikada bire indi, daha sonra saatte bire çıktı. Kısacası bayağı inişli çıkışlıydı :)
  • Doğum sancıları günlerce sürebilir: Açıkçası ne yalan söyleyeyim, yine okuduklarım doğrultusunda ben sancıların en fazla yirmi dört saat süreceğini, tüm doğumun bir günde olup biteceğini düşünüyordum. Yanılmışım, benim kasılmalarım üç gün sürdü. Daha da sürebilirdi ancak kasılmalarım uzunluğu beş dakika sürmeye başlayıp da bebeğin nabzı düzensizleşince sezaryene almak durumunda kaldılar. Doğumdan sonra internetten araştırdığımda sancıların bazen bir hafta bile sürebildiğini ve benim durumumda pek çok anne olduğunu gördüm. Ama ben özel olarak bu konu hakkında araştırma yapmasaydım haberim olmayacaktı; belki yeni anneler doğumdan korkmasın diye bu durum pek dillendirilmiyor ancak ben kendi adıma sancıların günlerce süreceğini önceden bilmeyi ve fikren de bu duruma alışmayı yeğlerdim.
    Bu arada, belki de bu durumun Türkiye’de pek de konuşulmuyor olmasının nedeni, genel olarak açılma olmayınca, sancılar devam etse bile doktorların doğrudan sezaryene almasıdır. Yurtdışında, özellikle de Finlandiya’da, anne de normal doğumdan yanaysa sezaryen yapmamak için oldukça uğraştıkları olabiliyor.
  • Doğumdan sonra uzun süre kanamanız olacak: İster normal, ister sezaryen doğum olsun, elbette doğumdan sonra kanama olacağını biliyordum. Tek sorun, kanamanın aylarca süreceğini bilmiyor oluşumdu. Tabii ki kanamanın yoğunluğu gün geçtikçe azalıyor ve elbette süreç kadından kadına değişebilir, ancak benim kanamam iki ay sürdü. Daha uzun sürenler de oluyormuş. İnsanın bir anda beklediğinin iki katı süren bir kanama süreciyle karşılaşması pek matah olmuyor bence, o yüzden kendinizi bu duruma da fikren hazırlayın derim :)
  • Bir kızınız olursa onun da kanaması olabilir: Annenin hormonlarına bağlı olarak yeni doğan kız çocuklarda da hafif bir kanama olabiliyor. Neyse ki bu kanamanın olabileceğini önceden biliyordum :) Ancak yine duyduklarım doğrultusunda bu kanamanın 1-2 kere olacağını düşünüyordum; yanılmışım, bizim bebeğimizin kanamaları, her gün olmasa da 2-3 hafta sürdü ve geçti. Elbette yoğun bir kanaması yoktu, o yüzden aksi bir durumda (hatta bence her türlü kanaması olması durumunda) doktorunuzla iletişime geçin.
  • Skolyoz (bel kemiği eğriliği) ve epidural sezaryen: Sanıyorum ki genel olarak, çok ileri olmadıkça bel kemiği eğriliğine sahip olmanız epidural sezaryene engel değil; ancak bazen ileri eğriliğe sahip olmasanız bile anestezi bir tarafınıza pek etki etmeyebiliyor ve ameliyat süreci uzuyor. Bana o anda söylememişlerdi mesela ama bir süre daha epidural etkisini tam göstermeseymiş genel anesteziye alınacakmışım. Bu noktayı yazmamın sebebi ise doğum öncesinde bel kemiği eğriliğinin bir sorun yaratıp yaratmayacağını sormama rağmen bana pek bir açıklama yapılmamış oluşuydu.
Benim doğum ve lohusalık sürecinde deneyimleyip de şaşırdığım noktalar bunlardı; eğer sizin de eklemek istedikleriniz varsa aşağıya yorum olarak girebilirsiniz.

Herkese sağlıklı ve kolay doğumlar :)