• Basel

    [...]Basel de tıpkı diğer pek çok İsviçre şehri gibi nehir kıyısına kurulu.... Şehirden geçen nehir ise "Rhin Nehri", yani Türkçe'de bilinen adıyla Ren Nehri. Nehir üzerinde çok hoş, tarihi bir köprü bulunmaktaydı. Tabii ki hemen fotoğrafladık :)[...]

  • Paris Güncesi

    [...]Ve iste Paris'in en bilinen simgesi. Yani Eyfel Kulesi. Eh Paris'e gidip Eyfel'e çıkmadan, fotoğrafını çekmeden olmazdı:) Eyfel'e çıkmak için yaklaşık olarak 2 saat kuyruk bekledik. Ama buna değdi. Pek çok internet sitesinde ve turist kitaplarinda da yazdığı üzere gerçekten de ikinci kattan manzara daha güzel; ama oraya kadar çıkmışken 3. kata kadar da gidin derim. Zaten 3'e çıkabilmek için 2. katta asansör değiştirmeniz gerekiyor :)[...]

  • Le Havre - Etretat - Fécamp

    [...]Sahile varınca Monet'nin de tablolarına konu olan falezlerle karşılaşıyorsunuz. Bir an için nerede olduğunuzu kavramaya çalışıyorsunuz, Fransa? Normandiya? Yok yok Irlanda? Yeşil ve denize dik inen falezler deyince aklıma ilk Irlanda gelirdi, artık zihnimde oluşan görüntü tamamen değişti. [...]

  • Lyon'da Işık Festivali (Fêtes des Lumières)

    [...] "Eee peki saat 16:00 - 17:00 olunca ne oluyor?" diye soracaksiniz haklı olarak. Öncelikle pencerelerde yanan mumlar dikkatinizi çekecek. Hemen her pencerenin önünde 3-5 mum. Böylece herkes festivalin ruhuna katkı sağlamış oluyor.[...]

21 Haziran 2017 Çarşamba


Prejama Şatosu, Ljubljana, Bled Gölü ve Vintgar Vadisinden sonra, Trieste’ye dönmeden önceki son durağımız olan Piran’a (İtalyanca: Pirano) geldik.

Adriyatik kıyısında bulunan bu şirin kasaba Slovenya’nın en turistik yerlerinden biri, nitekim bunu lokantalarda yükselen fiyatlardan da anlayabiliyorsunuz. Ancak endişelenmeyin, çünkü yine diğer büyük Avrupa şehirlerine kıyasla daha az ödeyip, daha kaliteli ve bol yemek yiyebiliyorsunuz.

Piran, Ljubljana’dan arabayla yaklaşık 1 saat sürüyor, Trieste’den ise, trafik yoksa 25 dakika kadar. Sanıyorum Triete’den gelirken otoyola girmenize gerek kalmıyor, o yüzden Ljubljana yazımda belirttiğim gibi bir otoyol etiketi almanıza gerek olmayabilir, ancak tam emin değilim yine de araştırın. 

14 Haziran 2017 Çarşamba


Slovenya gezimize Bled Gölü ve Vintgar Vadisi ile devam ediyorum.

Ljubljana’dangeçirdiğimiz bir günün ardından Trieste’ye dönmeden önce soluğu Slovenya’nın kuzeyinde kalan Bled Gölü’nde aldık.

Göle doğru yol alırken... :

Ljubljana – Bled Gölü arası arabayla yaklaşık olarak 40 dakika sürüyor. Gölün çevresinde arabayı park edebileceğiniz çeşitli otoparklar var. Bunların çoğu ücretli ancak biz şansa hemen merkez kısımda 1 saate kadar ücretsiz bir otopark bulduk (yokuştan inip göle yaklaşırken solda kalıyor, hatta koordinatlarını vermeye çalışayım :) 46°22'01.4"N 14°06'36.4"E). Park etmesi biraz zor bir otopark ancak bizim amacımız sadece gölün kıyısına inip fotoğraf çekmek olduğundan, çevrede çok uzun süre vakit geçirmeyeceğimizden işimizi fazla fazla gördü.

7 Haziran 2017 Çarşamba

Bir önceki yazımda bahsettiğim üzere İtalya’nın liman şehri Trieste’ye gerçekleştirdiğimiz üç beş günlük gezinin haftasonu kısmını Slovenya’da değerlendirdik.

Trieste zaten Slovenya sınırında, sınırı geçmeniz arabayla 15 dakika sürmüyor. Sonrasında Slovenya’nın neresine gidecekseniz gidin otoyollar üzerinden Ljubljana’ya bağlanacaksınız. Trieste – Ljubljana arası özel arabayla yaklaşık 1 saat sürüyor, ancak sanıyorum 1,5 saatte Trieste’den sizi Slovenya’nın başkentine götüren otobüsler de var. Fiyatları da çok uçuk değildi, önceden alınırsa 15 Euro’ya bulunabiliyor gibi geldi bana. Ancak biz Slovenya’yı biraz gezmek istediğimizden araba kiralayıp sınırı geçtik.

Araba kiralamanız halinde Slovenya’daki otoyolları kullanmak için “vignette” adı verilen etiketlerden satın alıp arabanıza yapıştırmanız gerekiyor. En az 7 günlük alabiliyorsunuz ve fiyatı 15 Euro. İtalya’dan çıkmadan önce bir bakkalda/gazetecide “tobacco” durup satın alabilirsiniz. Yoksa sanırım sınırdan içeri girerken de alabiliyorsunuz ancak kaçırmamaya dikkat edin çünkü Trieste’dengirerken büyük ihtimalle doğrudan otoyola bağlanacaksınız.

1 Haziran 2017 Perşembe

Liman kısmından Trieste'ye bakış
 Trieste İtalya’nın neredeyse en kuzey doğu ucunda kalan en büyük ve önemli şehirlerden biri olmasına rağmen konumu itibariyle pek de turist rehberlerine girmeyen bir yer. Aslında Trieste’deki bir üniversiteyi ziyaret etmemiz gerekmese, ben de herhalde “haydi Trieste’ye gidelim” demezdim durduk yerde.

SISSA'dan (Trieste'nin önde gelen araştırma enstitülerinden biri) Trieste'ye bakış
Trieste, özellikle İtalya’dan Slovenya’ya veya Hırvatistan’a giderken geçebileceğiniz oldukça önemli bir liman kenti. Türkiye’den de olmak üzere pek çok ülkeden deniz yoluyla gelen konteynırlar bu limanda tırlara yüklenip Avrupa’nın çeşitli ülkelerine dağılıyor. Bu yüzden şehre gelinceye varıncaya kadar yollarda da pek çok tırla karşılaşacaksınız. Özellikle araba ile seyahat edecekseniz yollar pek geniş olmadığı için bu tır durumları biraz sıkıntı ve trafik yaratabilir aklınızda bulunsun. 

17 Mayıs 2017 Çarşamba


İsviçre deyince aklımıza gelen lezzetlerin başında elbette çikolata var. Fondüyü de unutmamak gerek :)

Peki İsviçre'ye özgü yiyecek ve içeceklerin ne kadarını biliyorsunuz? Raclette? Caraque? Fondünün ne gibi çeşitleri vardır?

3 Mayıs 2017 Çarşamba

Görsel: ©By Maproom CC BY-SA 3.0

Fransızca, Almanca, İtalyanca, İngilizce hatta Romanş dillerinden birini ya da birden fazlasını öğrenmeye karar verdiniz, o halde İsviçre doğru tercih :)

Peki neden Fransa, Almanya, İtalya ya da İngiltere değil de İsviçre?

26 Nisan 2017 Çarşamba


Paskalyada yolunuz Finlandiya’ya düşerse öncelikle hoş geliyorsunuz tabii, ancak pek de etkin bir zamanda buralara gelmiyorsunuz demektir.

Ne yazık ki Paskalya bayramının kutlandığı haftasonu, öncesindeki Cuma ve ertesi günlü Perşembe günleri ne yazık ki Finlandiya’da çoğu dükkân, müze ve lokanta kapalı oluyor. Özellikle yerel lezzetler arıyorsanız ne yazık ki bulmakta zorlanacaksınız.

Elbette Helsinki gibi büyük bir şehir tamamıyla hayalet şehre dönüşmüyor ancak gitmek istediğiniz müze, lokanta ve dükkânların açılış saatlerini internet sitelerinden kontrol etmenizde fayda var; çünkü ya hiç açılmıyorlar ya da açıldıkları saatlerde Pazar saatlerine göre oluyor.

11 Nisan 2017 Salı


Geçtiğimiz hafta sonuna doğru bir seminer için Jyväskylä’daydık (bu arada belirteyim yüvesküle gibi okunuyor şehrin adı :) ). Cuma gibi gittiğimiz için Cumartesi gününü de burada geçirip ondan sonra Helsinki’ye geri dönelim diye düşündük.

Elbette ki Jyväskylä da diğer pek çok Finlandiya şehri gibi oldukça küçük bir yer ve yapacak çok fazla aktivite yok, ancak aynı zamanda bir öğrenci şehri olduğu için bazı artıları da vardı. Örneğin gördüğümüz kadarıyla lokantalar saat 23.00’ten önce kapanmıyordu, oysa Helsinki’de bile saat 21.00-22.00 olunca çoğu lokanta kapanıyor. Ancak ne yazık ki böylesine küçük ve öğrencilere hitap eden bir şehir için açıkçası biraz pahalı bulduk Jyväskylä’yı. Merkezde bir yerlerde kalmak istiyorsanız oda fiyatları 80 – 90 Euro’dan başlıyor, sanırım hostel falan da yok etrafta. Merkez dışında konaklayacaksanız fiyatlar daha uygun olsa bile araba kiralamak zorunda kalacaksınız.